Avrupa Avrupa Dediğimiz

1 Kasım 2008 Cumartesi

Boşnaklarda Cenaze Adetleri

Boşnaklarda Cenaze Adetleri

08 April, 2008 
image
Boşnaklar ölüme geniş bir tefekkürle yaklaşır. Yüksek sesle ağlamak, çığlık atmak, ağıt yakmak ayıplanır, hatta günah olduğu düşünülür. Cenazelere mümkün olduğu kadar herkes katılır, önemli kalabalıklar oluşur.
Boşnak köylerinin en güzel arazileri mezarlık yaptıklarını söylenir. Mezar taşları Osmanlı kültürünü içselleştirmiş bu millet için nerdeyse bir sanat eseridir. Boşnak köylerinin mezarlıklarının son derece güzel manzaralı ve verimli yerlerde olduğu görülmektedir. Yine köye çok yakın olmayan mezarlığa sahip olan köylerde, cenaze namazlarının camide kılınmayıp mezarlıkta kılındığı görülür.

Sünni İslam ritüellerine titizlikle uyulan cenaze merasimleri sonrası mezarın üzerini örten kürek, yeşil bir örtüye sarılmış sürahiden dökülen temiz ve bol suyla mezarın üzerine akıtılarak yıkanır. Ayrıca mezarın yanına hayvanların içmesi için su kabı konur, bu kap yağmurda dolacak bir pozisyonda yerleştirilir. Cenazeden birkaç gün sonra, Mezarların üzerine çiçek dikmek hala uygulanan bir gelenektir. 

Ölünün eşyaları, fakirler arasında pay edilir. Ayrıca, ölü henüz evinden çıkmadan devir denen bir işlem yapılır. Devir için camide imam tarafından ölünün yakınlarından alınan bir miktar para elden ele dolaştırılarak cemaat arasında dağıtılır. Bu paranın miktarı ölenin yaşı ve mirası ile orantılı tayin edilir. Devirin amacı, ölenin kılamadığı namaz, tutamadığı oruç gibi ibadetlerine karşılık bir çeşit kefaret ödenmesidir. Ne kadar çok elden ele para çevrilirse o kadar makbul olduğuna inanılır. Devir geleneğinin son yıllarda resmi atama ile köylere gelen imamların telkini ile ortadan kalkmakta olduğu görülmektedir 

Boşnak Ailesinin İlginç Öyküsü

Boşnak Ailesinin İlginç Öyküsü
image
İstanbul'un iki göçmen semti Gaziosmanpaşa ve Rami'nin ilk Boşnak ailesi olma ünvanını taşıyan Karabegoviçler'in ilginç öyküsü...
Süleyman Karabegoviç,
Sarajevo Jajçe'den Türkiye'ye  göç ettiği zaman henüz 14 yaşındaydı.Ve bu olay yaklaşık 100 sene öncesine tekabül ediyordu.İstanbul'a gelip Rami'ye yerleşen Karabegoviçler Rami ve Gaziosmanpaşa bölgesindeki ilk Boşnak ailesidir.

Osmanlı devletinin son yıllarına denk gelen bu dönem,1878’den itibaren Türkiye’ye başlayan Boşnak göçleri Anadolu’da pek çok şehirde Boşnak nüfusunun oluşmasına yol açmıştı.Hersek bölgesinden Karamülsel’e göç eden Boşnaklarla,Rami’deki Karabegoviçler arasında yakın bir diyalog başlar.Karşılıklı yolculuklar düzenlenir,İlişkiler sıcak tutulur.

Süleyman Karabegoviç,Karamürselli Kamile hanım’la evlenir ve aileler arası diyaloglar yeni prijatellikleri beraberinde getirir.Cumhuriyetin ilanıyla birlikte soyadı kanunu kapsamında Karabeyoğlu soyadını alan karabegoviçler,Rami ve çevresinde geniş bir nüfüza sahip olurlar.İlerleyen yıllarda Bosna ve Sancak’tan İstanbul’a gelenlerin bu bölgelere yerleşmelerinde önemli rol oynarlar.



Sarajevo’dan Türkiye’ye beş parasız gelen Süleyman Karabegoviç aradan 50 yıl geçmesine rağmen Bosna’daki mal varlığının peşini bırakmaz ve malının,mülkünün satışından elde edilen paranın kendisine aktarılması için Tito Yugoslavya’sına başvurur.Uzun süren diplomasi trafiğinin ardından aileye hakkı olan bedel ödenir.

Semir Jasarevic 
čarobnjak
11.Nisan.2008
Kaynak:Durum Gaziosmanpaşa 

Pilavlı Köfte (BOSNA)

Pilavlı Köfte(BOSNA)
17 April, 2008

image

Köfte herhalde bir çok insanın sevdiği bir şeydir , sevmeyen azdır , Boşnak köftesinin tadı herşeyden başkadır.
PİLÂVLI KöFTE (BOSNA)

Kullanılacak malzeme (4 kişi için):
400 gram pirinç,
300 gram yağsız dana eti,
200 gram jambon,
60 gram margarin
1 baş soğan,
2 yumurta,
50 gram rendelenmiş kaşer peyniri,
1 sap kereviz,
1 körpe havuç,
1/2 kilo domates,
100 gram bayat ekmek dilimi,
2-3 kaşık süt;
1 tutam tarçın,
1 çimdik dövülmüş karanfil,
1 litre kadar et suyu,
1 tatlı kaşığı kadar safran,
yeteri kadar tuz ve karabiber.

Yapımı:
Ekmek içini sütte ıslatmalı. 30 gram margarin yağını bir kuşanede eritmeli. Yağ ısınınca rendelenmiş soğanla havucu ve kıyılırcasına ince doğranmış kereviz yaprağını karıştırarak kavurmalı. Sebzeler pembeleşince eti içine atmalı ve çevirerek her yanını kızartmalı. Bir - iki dakika sonra da kabukları soyulmuş, çekirdekleri çıkarıldıktan sonra küçük parçalara doğranmış domatesi katmalı. Kabın ağzını örtmeli ve hafif ateşte vakit vakit karıştırarak ve gerektikçe et suyu dökerek iki saat kadar eti pişirmeli. Bu süre sonunda tencereyi ateşten indirince eti çıkarıp bir kenarda soğumaya bırakmalı. Et soğuyunca bunu jambonla bitlikte iki defa makineden geçirerek kıymalı. Bu kıymaya ufalanmış bayat ekmek içini katman. Rendelenmiş peyniri, yumurtaları, tarçını, karanfili, tuzu. biberi katmalı. Karışımı yoğurarak birbirine yedirmeli, cevizden küçük köfteler yapmalı. Köfteleri bir tavaya koymalı. Bunların üzerlerini örtecek kadar kaynar et suyu dökmeli ve kabın ağzını örtüp sönük denecek kadar hafif bir ateşe oturtmalı. Etin içinde piştiği salçayı bir tülbentten geçirerek süzmeli. Taşı ve darısı temizlendikten sonra yıkanmış pirinci kaynar tuzlu suda diriliğini kaybedecek kıvama gelinceye kadar haşlamalı. Pirinç, gereğince haşlanınca suyunu süzüp dökmeli ve bunu pyrex bir tencereye boşaltmalı. Safranı bir kaşık kadar kaynar et suyunda eritip pirincin üstüne dökmeli iyice karıştırdıktan sonra pyrex tencereyi sıcak fırına sürmeli. Pirinci iki dakika kadar fırında tuttuktan sonra kalan margarin yağını küçük parçalara bölüp pyrex kaptaki pirincin üstüne serpiştirmeii. Fırındaki pirinç on dakika kadar gratine edildikten sonra kabı fırından çıkarmalı. Pişmiş olan köfteleri et suyundan çıkarıp pyrex tenceredeki pilâvın üstüne yaymalı. Bunların üstüne de tülbentten geçirilmiş salçayı dökmeli. Bir dakika daha fırında tuttuktan sonra kabı sofraya götürüp servis yapmalı.

Afiyet olsun...

Adana'daki Boşnaklar biraraya geldi, örf ve adetler bir kez daha yaşatıldı.

     Adana'daki Boşnaklar biraraya geldi, örf ve adetler bir kez daha yaşatıldı.
 
image
 

 
Adana'da, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Adana Bosna Kardeşlik Yardımlaşma ve Kültür Derneği tarafından "Hıdrellez Şenlikleri" ve "Pİta Günü" 04.05.2008 tarihinde (dün) gerçekleşti. Hıdrellez etkinliklerinde bir araya gelen Boşnaklar, örf ve adetlerini bir kez daha yaşattı.
 

 
Vali İlhan Atış, eski baraj çamlığında düzenlenen şenlikteki konuşmasında, Türkiye'nin bulunduğu coğrafik konumun önemini anlatarak, "Çok güzel ve önemli bir coğrafyada yaşıyoruz. Türkiye hepimizin yüreğidir, o attığı sürece bizler var olacağız. Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal Atatürk'ün belirlediği yolda, laik, demokratik, sosyal hukuk devleti olarak her zaman ilelebet yoluna sizlerin sayesinde devam edecektir" dedi.
 

 
İl Kültür ve Turizm Müdürü Osman Arık ise hıdrellezin bereket, bolluk, sağlık, talih, kısmet, şifa, uğur ve mutluluk gibi sayısız dileklerin kabul edileceği gün olduğuna inanıldığını ifade etti. Suyun toprakla buluştuğu, kışın bahara dönüştüğü bugüne katılanlara teşekkür eden Arık, tüm günlerin bu güzelliklerle geçmesini diledi.
 

 
Türkiye-Bosna Hersek Kültür Dernekleri Federasyonu Başkanı Fehmi Arazlı da atalarının Bosnalı olduğunu ancak, Türkiye'de doğup büyüdüğünü belirterek, Atatürk'ün kurduğu laik, demokratik bir ülkede yaşamaktan son derece mutlu ve gururlu olduklarını belirtti.
 

 
adana_fehmi_arazl___769149780.jpg
 

 
Atalarının 1908'de Bosna'dan Türkiyeye geldiğini hatırlatan Arazlı, 2005 ve 2007 yılları arasında Bosna'ya gittiğini, cennet gibi yemyeşil olduğunu söyledi. Arazlı,"Biz Anadoluya çeşitli ülkelerden gelmişiz. Ne olursak olalım içimizde her toplumda olduğu gibi iyisi de var kötüsü de var ama içimizde bir tane vatan haini çıkmamıştır. Bu bayrağın bu milletin aslı sahibiyiz. Bu vatanı tercih ettikleri için atalarımıza minettarız. Ne Mutlu Türküm diyene"diye konuştu.
 

 
adana_tetkolar_105712890.jpg
 

 
Adanalı Boşnak tetkalar 
 

 
Bosna Kardeşlik Yardımlaşma ve Kültür Derneği Başkanı Fatma Kiminsu, kültürün milleti ve toplumu bir arada tutan en büyük etken olduğunu belirterek, "Biz Türkler ne kadar ayrı kalsakta,ne kadar farklı coğrafyalarda yaşasakda,ortak kültürümüz bizleri birbirimize bağlar. Hıdrellez bütün Türk dünyasında bilinen en önemli bayramlardan biridir" dedi.
 
adana_vali_baskan_kiminsu20_580322265.jpg
 

 
Dernek Başkanı Fatma Kiminsu ve Adana Valisi İlhan Atış
 
"Hızır günü" olarak adlandırılan Hdırellez'in Hıdır ve İlyas Peygamberlerin yer yüzünde buluşturdukları gün olması nedeniyle kutlandığını kaydeden Kiminsu, "Hıdır" ve "İlyas" sözcüklerinin birleşerek halk ağzında Hdırellez'e dönüştüğünü söyledi.
 
adana_10_801119995.jpg
 
Vali İlhan Atış'ın yanısıra, çukurova üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Alper Akınoğlu, İl Kültür Turizm müdürü Osman Arık, Devlet Hava Meydanları Başmüdürü Ahmet Bülbül, Esnaf Odaları Birliği Başkanı Kazım Barışık, Türkiye Bosna Hersek Kültür Derneği Federasyon Başkanı Fehmi Arazlı, İzmir Bosna Sancak Derneği Başkanı Cemal Sezer,İstanbul Sefaköy Bosna Sancak Derneği Başkanı Salih Hacıoğlu, Manisa Turgutlu Bosna Hersek Derneği Başkanı Muharrem Bayrak, Ankara Fevziyeköy Bosna Hersek Derneği Başkanı Necmi Orak, çanakkale çataltepe Balkanlılar Derneği Başkanı Sadık Can, Eskişehir Bosna Hersek Derneği Başkanı Mehmet Bıcak, Akdeniz Balkan Türkleri Federasyon Başkanı Necati Sultan,Adana Balkan Türkleri Derneği Başkanı Recep Eriş, BBP Adana Şube Başkanı Adem Arık ve çok sayıda davetlinin katıldığı etkinlikler, halk oyunu gösteri ile ona erdi.
 

 
adana_7_904309082.jpg
 
Şenlikte ayrıca "çiçekçiler Günü" de kutlandı. Etkinlikler kapsamında Adana çiçekçiler Esnaf Odası tarafından vatandaşlara 5 bin çiçek dağıtıldı.
 
Resimler ve haberler için Adana'daki üyelerimizden Sayın Bosnakbaskan'a teşekkür ederiz.
 
Bu içerik BSN Group için hazırlanmıştır

Göç Hikayeleri (VİDEO) Balkan Savaşları ile birlikte Rumeli’den Türkiye’ye göç eden ve Gömeç’e yerleşen Boşnakların hikâyesine yer veriliyor.

Göç Hikayeleri (VİDEO)
image

Göç Hikayeleri belgeselinin ilk bölümünde; Balkan Savaşları ile birlikte Rumeli'den Türkiye'ye göç eden ve Gömeç'e yerleşen Boşnakların hikayesine yer veriliyor.
Göç HİKAYELERİ

Yönetimini Sibel Değer’in üstlendiği 13 bölümlük belgesel; Osmanlı Devleti’nin kazanılan toprakları kaybetme sürecine girmesiyle başlayan ve yirminci yüzyılda yaşanan siyasi gelişmelerle yoğunlaşan göçleri geçmişi ve günümüze yansılamalarıyla ‘göçmenler’in perspektifinden anlatıyor.

Bir yönüyle göçlerle kurulan köyleri, göçlerle büyüyen şehirleriyle günümüz Türkiye’sinin hikâyesini resmediyor, bir yönüyle de çok geniş bir coğrafyada yüzyıllar boyunca yaşanan bir tarihe ışık tutuyor. Büyük hikâyelerin, büyük huzursuzlukların dünyanın dört bir yanına savurduğu sıradan insanların sıra dışı öykülerinin peşinde Edirne’den Kars’a uzanan bu uzun yolculuğun bir diğer amacı, anlatılanın sadece göç edenlerin değil, aynı zamanda hepimizin hikayesi olduğunu anlatmak. “Göç Hikayeleri” belgeselinin ilk bölümünde; Balkan Savaşları ile birlikte Rumeli’den Türkiye’ye göç eden ve Gömeç’e yerleşen Boşnakların hikâyesine yer veriliyor. 

Boşnak Böreği

Boşnak Böreği

image

Boşnak deyince akla ilk gelen şey kuşkusuz börektir. Boşnakların perşembe akşamları vazgeçemediği böreğin yapılışı...

Malzemeler:

1 kg un
1 fincan sıvı yağ
1 yumurtanın sarısı
yeterince su
tuz

içi için

200 gr beyaz peynir
1 su bardağı sıvı yağ
tuz

Hazırlanışı:
Ununun ortasını açıp, tuzu, ılık suyu ve 1 fincan sıvı yağı ilave ederek, kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edelim.
Hamuru 9 eşit parçaya bölüp bezeler hazırlayalım. Bezelerden her birini tabak büyüklüğünde açalım. Bezelerin üzerine sıvı yağı sürelim. Yufkayı kenarlarından çekiştirerek, hazır yufka inceliğinde açalım. (Bu işlemin iki kişi tarafından yapılması daha iyi sonuç verir.)
Yufkaya kaşığın ucu ile sıvı yağ serpelim. Hazırladığımız peynirli maydanozlu içi yufkaya serpelim. Yufkayı rulo şeklinde saralım.
Yağlanmış fırın tepsisine ortadan başlamak üzere yufkaları dolayarak yerleştirelim. üzerine yumurta sarısı sürdüğümüz böreği, önceden ısıtılmış 230 dereceli fırında altı üstü kızarana dek pişirelim.

Afiyet olsun...

Sürgün ve Ölüm

Sürgün ve Ölüm

Yapımcılığını Zeytinburnu Belediyesi'nin, yönetmenliğini de Ahmet Okur'un yaptığı "Sürgün ve Ölüm"; dillerini, dinlerini, namuslarını korumak için yüzyıllardır yaşadıkları topraklardan sürülen insanlarımızın, acılarla, ihanetlerle, işkencelerle dolu "göç"ünü, belgeler ve şahitleriyle çarpıcı bir gekilde anlatıyor. 3 yılda çekildi ; Galası bu akşam 5aatl9.00'daLütfı Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda yapılacak belgeselin senaryosu Cemil Yavuz'a, müzikleri ise Ali Otyam'a ait. 'Sürgün ve Ölüm", 130 kişilik bir skiple, 3 yılda çekildi. Belgeselin tamamı dokuz ayrı Dölümden oluşuyor ve her bölümünde farklı :oğrafyalarda yaşayan Türklerin göçü ınlatıkyor. Sinema tadında çekilen belgeselin ilk bölümü aynı zamanda diğer ölümlerin özeti niteliğinde. Orta Asya'dan taşlayıp Osmanlı dönemine kadar batıya yapılan göçler, ardından günümüze kadar yapılan hüzün dolu dönüşler, belgelerle Fotoğraf, belge ve hatıralardan yararlanılarak hazırlanan belgeselde 780 figüran çalıştı. izleyiciye sunuluyor. Televizyon için hazırlanan belgeselde; Kırım, Makedonya, Yunanistan, Doğu Türkistan, BosnaHersek, Bulgaristan, Kosova ve iç göç anlatılıyor. 114 bin km yol aldılar Belgesel ekibinin özel araçlarla 114 bin km yol kat ettiği belgesel için Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, Kosova, Sırbistan, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Romanya, Ukrayna, Kırım, Avusturya, Moldova, Macaristan olmak üzere toplamda 13 ülke 53 şehir ve 169 köyde çekimler yapıldı. Belgeselin ilk aşamasında bilgi-belge araştırmaları gerçekleştirildi. Viyana, Paris, Sofya, Belgrat, Usküp, İstanbul ve Ankara gibi şehirlerin önde gelen kütüphaneleriyle ortak arşiv çalışmaları yürütüldü. Araştırmaları sonucu çeşitli ülkelerden temin edilen toplam 9 bin adet fotoğraf, belgeselde kullanımak üzere seçildi ve 500 saatlik çekim yapıldı. 

Gözyaşlarıyla senaryolaşti... Yönetmen Ahmet Okur, "Bazen dondurucu soğukta, bazen kavurucu sıcakta çalıştık. Ülkelerden izinler almak ve oralarda çekimler yapmak sıkıntılı süreci de beraberinde getirdi. Fakat bunları bir bir aşıp güzel bir belgesel koyduk ortaya" dedi. Belgeselin senaristliğini üstlenen Cemil Yavuz ise "Atalarımız o kadar vahşice katliamlara uğramış ki, okurken kanınız donuyor. Birçok hatırayı ve konsolosluk raporlarını okurken gözyaşlarıma hakim olamadım. Belgeseli izleyenler Osmanlı'nın yıkılış sürecini ve bu süreçte devletin asli unsurları olan Türklerin nasıl büyük acılar çektiğini görecek. "Bize soykırım yaptınız" diyenler bu belgeseli izledikten sonra asıl soykırımın kime yapıldığını anlayacak. Osmanlı'nın zor zamanlarını, beş milyon insanın öldürüldüğü yedi milyon insanımızın göç etmek zorunda kaldığı yılları yazdık" diye konuştu. İnan Arvas